İstanbul Escort Cansu Kadıköy İskelesinde Sis İçinde Islak Tişörtle
Gece yarısını geçmişti ve İstanbul’un Kadıköy iskelesi, Boğaz’ın nemli sisiyle örtülmüştü. Sis, sokak lambalarının sarı ışığını yumuşak bir sis perdesine dönüştürürken, dalgaların hafifçe kıyıya vuruşuyla hava doluydu. Cansu, bu sisli gecede favori avlanma alanındaydı. Uzun boylu, kıvrımlı hatlara sahip bir kadın; siyah saçları omuzlarına dökülüyor, dolgun dudakları kırmızı rujla parlıyordu. O, şehrin en aranan İstanbul escort‘larından biriydi – gizemli, baştan çıkarıcı ve her zaman hazır. Bu gece, dar bir tişört ve mini etekle dışarı çıkmıştı; yağmurun hafif çisintisiyle tişörtü vücuduna yapışmış, meme uçlarını belirginleştiriyordu. Islak kumaş, teninin her kıvrımını ortaya seriyor, onu bir sis perisi gibi gösteriyordu.
Cansu, iskelenin ucunda durmuş, denize bakıyordu. Telefonu titreşti; yeni bir mesaj. “Burada mısın? Sis inanılmaz.” Gönderen, adı Emre olan bir adam. Onu daha önce tanımıştı – zengin bir iş adamı, stresini atmak için İstanbul escort arayanlardan. Cansu gülümsedi, parmaklarını dudaklarına götürdü ve cevap yazdı: “Sis gibi ıslak ve hazır. Gel.” Kalbi biraz hızlandı; bu geceler her zaman heyecan vericiydi, özellikle böyle sisli, gizemli bir ortamda.
Emre, iskelenin girişinden göründü. Uzun boylu, koyu takım elbisesi sisle karışan bir siluet. Gözleri Cansu’yu bulduğunda parladı. “Vay be,” dedi yaklaşıp, sesi dalgaların sesine karışarak. “Seni böyle görmek… Islak tişörtün sisle mükemmel uyum.” Cansu döndü, vücudunu hafifçe kıvırarak ona yaklaştı. Tişörtü göğüslerini sarıyor, ıslaklık tenini parlatarak davetkâr bir ışıltı veriyordu. “Hoş geldin,” diye fısıldadı, eliyle Emre’nin göğsüne dokunarak. “Bu sis, sırlarımızı saklar. Kimse bizi görmez.”
Emre’nin eli, Cansu’nun beline kaydı. Parmakları ıslak tişörtün altından tenine değdiğinde, Cansu hafifçe inledi. Sis, etraflarını sararken, ikisi de iskelenin kenarındaki banka doğru yürüdüler. Oturduklarında, Emre’nin dudakları Cansu’nun boynuna yaklaştı. “Senin gibi bir İstanbul escort bulmak, bu şehrin en iyi sırrı,” dedi, nefesi sıcak ve aceleci. Cansu’nun eli, Emre’nin bacağına kaydı, yukarı doğru ilerleyerek pantolonunun fermuarına ulaştı. “O zaman sırrımızı paylaşalım,” diye yanıtladı, sesi baştan çıkarıcı bir tonda.
Sis yoğunlaşmıştı; etrafta kimse yoktu, sadece denizin uğultusu ve kalplerinin atışı. Cansu, tişörtünü yavaşça yukarı sıyırdı, göğüsleri sisli havada özgür kaldı. Emre’nin gözleri faltaşı gibi açıldı; elleri hemen o yumuşak, ıslak tene uzandı. Parmakları meme uçlarını okşarken, Cansu başını geriye attı, inlemeleri sise karıştı. “Daha fazla,” diye fısıldadı, eli Emre’nin sertliğini pantolonundan hissederek. Emre, fermuarını açtı ve Cansu’nun elini oraya yönlendirdi. Islak tişört hâlâ vücuduna yapışmış, her hareketinde sürtünerek tahrik ediyordu.
Cansu diz çöktü, iskelenin ahşap zeminine rağmen. Sis, dizlerini nemlendirmişti, ama o aldırmıyordu. Dudakları Emre’nin etrafında dolaşmaya başladı; yavaş, ıslak öpücüklerle. Emre’nin eli saçlarında geziniyor, onu daha derine itiyordu. “Tanrım, Cansu… Sen mükemmelsin,” diye inledi adam, sesi titreyerek. Cansu’nun dili ustalıkla hareket ediyor, her dokunuşuyla Emre’yi delirtiyordu. Islak tişörtü, göğüslerini ovuştururken ekstra bir zevk katıyordu; meme uçları sertleşmiş, her nefeste sürtünüyordu.
Bir süre sonra, Emre Cansu’yu ayağa kaldırdı ve banka yasladı. Mini eteğini yukarı sıyırdı; altında hiçbir şey yoktu. Sisli hava, tenini ürpertiyordu, ama Emre’nin sıcak eli vajinasına değdiğinde ateşlendi. Parmakları ıslaklığını keşfederken, Cansu’nun kalçaları kıvrıldı. “İçime gir,” diye yalvardı, sesi sisle karışan bir fısıltı. Emre, pantolonunu indirdi ve sertliğiyle ona yaklaştı. Girişi yavaş ve derin oldu; Cansu’nun inlemesi, dalgaların sesini bastırdı. Vücutları ritmik bir şekilde hareket ederken, sis onları gizliyordu – ıslak tişört Emre’nin göğsüne sürtünüyor, her itişte yeni bir zevk dalgası yaratıyordu.
Emre’nin elleri, Cansu’nun kalçalarını sıkıca tuttu; hızlandı, derinleşti. Cansu’nun tırnakları sırtına battı, zevkten titreyerek. “Daha sert… Evet, işte böyle,” diye inledi, vajinası Emre’yi sıkıca sararak. Sis, terlerini ve ıslaklıklarını daha da yoğunlaştırıyordu; hava nemli, tenleri kaygan. Doruğa yaklaştıklarında, Cansu’nun göğüsleri sallanıyor, ıslak tişört parçalanacak gibi geriliyordu. Emre son bir itişle boşaldı, Cansu da peşinden gelerek orgazmın dalgalarına kapıldı. İkisi de nefes nefese, birbirlerine yaslanarak kaldılar.
Sis yavaşça dağılırken, Cansu tişörtünü düzeltti, ama ıslaklık hâlâ tenini sarıyordu. Emre, cüzdanını çıkardı ve “Teşekkürler, en iyi geceydi,” dedi. Cansu gülümsedi, parayı aldı ve “Bir dahaki sisli gecede görüşürüz,” diye yanıtladı. O, İstanbul escort‘ların kraliçesiydi – sis içinde, ıslak ve her zaman hazır. İskelenin ucunda yalnız kalırken, denize baktı; yeni maceralar onu bekliyordu.
(Kelime sayısı: 728)