İstanbul Escort Nisa: Boğaz Köprüsü Altında Gece Işıklarında Göğüsleri Cama Yapışmış
Gece yarısı İstanbul’unu düşünün; Boğaz’ın serin rüzgarı, köprünün neon ışıklarının yansıdığı sular ve şehrin nabzı gibi atan bir arzu. Ben, Nisa, bu şehrin en gizemli hazlarından biriydim. İstanbul escort olarak tanınıyordum; zengin adamların hayallerini gerçeğe dönüştüren, teni ipek gibi pürüzsüz, gözleri ateş gibi yakan bir kadın. O gece, Boğaz Köprüsü’nün altında, lüks bir siyah Mercedes’in arka koltuğunda, bir müşterimle randevum vardı. Adı Mert’ti; yakışıklı bir iş adamı, stresli günlerini unutmak için beni aramıştı. Ama bu seferki buluşma, sıradan bir otel odasından öteye gidecekti. O, macerayı seviyordu ve ben de ona bu macerayı sunacaktım.
Araba, köprünün gölgesine süzülürken, şehrin ışıkları camlara vuruyordu. Mert direksiyonda, elleri direksiyona yapışmış, gözleri yoldan çok bana kayıyordu. “Nisa, senin gibi bir İstanbul escort bulmak… Bu şehirde nadir bir hazine,” dedi kısık sesle, gaza basarken. Ben ise arka koltukta, dar siyah elbisenin içinde kıvrılmış, bacaklarımı çaprazlamış oturuyordum. Elbise, vücudumu saran bir ikinci deri gibiydi; dekoltesi derin, eteği dizlerimin hemen üstünde. Göğüslerim, her nefeste yükselip iniyordu, ve biliyordum ki o bakışlarımı yiyecekti.
Köprünün altına vardığımızda, araba durdu. Etrafta kimse yoktu; sadece dalgaların şırıltısı ve uzaktan gelen korna sesleri. Mert arkaya geçti, kapıyı kapattı ve ışıkları söndürdü. Karanlıkta, köprünün spot ışıkları camlara vuruyor, gölgelerimizi dans ettiriyordu. “Burası mükemmel,” diye fısıldadı, elini belime koyarak. Ben gülümsedim, dudaklarımı onun boynuna değdirdim. “Sen istedin, ben de verdim. Ama acele etme, gece uzun.”
Elbisenin fermuarını yavaşça indirdi. Kumaş, omuzlarımdan kayarken, tenim havayla buluştu. Göğüslerim özgür kaldı; dolgun, uçları sertleşmiş, ay ışığının altında parıldıyordu. Mert’in nefesi hızlandı, elleri göğüslerime uzandı. Parmakları nazikçe okşuyor, uçlarını sıkıştırıyordu. Ben inledim, başımı geriye attım. “Daha sert,” dedim, sesim şehvetle titreyerek. O da itaat etti; avuçları göğüslerimi yoğuruyor, beni kendine çekiyordu. Arka koltuk daracık, ama bu darlık bizi daha da yakınlaştırıyordu.
Sonra, en tahrik edici an geldi. Mert beni cama doğru itti. “Göğüslerini cama yapıştır,” diye emretti, sesi emredici ama arzulu. Ben itiraz etmedim; tam tersine, heyecanlandım. Dizlerimin üstüne çıktım, ellerimi cama yasladım. Göğüslerim, soğuk cama değdiğinde titredim. Cam buz gibiydi, ama tenim yanıyordu. Köprünün ışıkları, göğüslerimin hatlarını aydınlatıyordu; uçları cama baskı yaparken, siluetim dışarıdan belli belirsiz görünüyordu. Mert arkamdan yaklaştı, elbisenin eteğini yukarı sıyırdı. Bacaklarım açıldı, iç çamaşırımın ıslaklığını hissettim. “Tanrım, Nisa… Sen bir İstanbul escorttan ötesin, bir afetsin,” diye mırıldandı, parmaklarını içime kaydırarak.
Işıklar cama vurdukça, göğüslerim her hareketimde cama yapışıyor, eziliyor gibiydi. Soğuk cam, sıcak tenime zıtlık yaratıyordu; her sürtüşte bir elektrik akımı gibi yayılıyordu vücuduma. Mert’in eli kalçalarımda, diğer eli saçlarımda. Beni kendine çekti, sertliği bacaklarıma değiyordu. “Dön,” dedi, ve ben döndüm. Şimdi yüz yüze, cam sırtıma dayalı. Göğüslerim onun göğsüne baskı yapıyor, nefeslerimiz karışıyordu. Dudaklarımız buluştu; öpüşmemiz vahşiydi, dişler, diller, ıslaklık. Elbisesi tamamen soyulmuştu, çıplaktım şimdi. Bacaklarımı beline doladım, onu kendime çektim.
Arabanın camları buğulanmaya başladı, ama dışarıdaki ışıklar hala sızıyordu. Boğaz’ın suları, köprünün yansımaları… Hepsi bir fon gibiydi bu erotik tabloya. Mert pantolonunu indirdi, sertliği özgür kaldı. Beni koltuğa yatırdı, ama camdan uzaklaştırmadı. Bir bacağımı cama yasladı, diğerini omzuna aldı. Girişi yavaş oldu, ama derin. İnledim, tırnaklarımı sırtına geçirdim. Her itişte, göğüslerim sallanıyor, cama sürtünüyordu. Acı ve zevk karışımı bir his; camın soğuğu, onun sıcaklığının kontrastı beni delirtiyordu.
Hızlandı. Araba sallanıyordu hafifçe, sanki Boğaz’ın dalgalarıyla birlikte. “Daha hızlı, Mert… Beni hisset,” diye fısıldadım, kalçalarımı kaldırarak. O da hızlandı; vuruşları sert, ritmik. Göğüslerim cama yapışmış halde, her seferinde eziliyor, uçları hassaslaşıyordu. Orgazm yaklaşıyordu; vücudum gerildi, kaslarım kasıldı. “Geliyorum!” diye haykırdım, ve patladım. Dalga dalga zevk, tenimi kapladı. Mert de dayanamadı; içime boşaldı, inleyerek.
Nefes nefese kaldık. Cam buğudan görünmez olmuştu, ama dışarıdaki ışıklar hala parlıyordu. Göğüslerimi camdan çektim, izler kalmıştı tenimde – kırmızı, hassas. Mert gülümsedi, “Bu geceyi unutmayacağım, Nisa. Senin gibi bir İstanbul escort… Şehir’in en iyi sırrı.” Ben de güldüm, elbisenin kalıntılarını üzerime çektim. Araba çalıştı, köprünün altından uzaklaştık. Ama o an, Boğaz’ın altında, ışıkların altında, göğüslerim cama yapışmış halde yaşadığımız o vahşi zevk, İstanbul’un gecesine kazınmıştı.
Ama hikaye burada bitmedi. Ertesi gece, başka bir müşteriyle aynı yerde buluştuk. Bu sefer bir kadın, gizemli bir iş kadını. O da macerayı seviyordu. Tekrar camlara yaslandık, ışıklar altında… İstanbul escort hayatı böyleydi; her gece yeni bir ateş, yeni bir dokunuş. Boğaz, tanıklık ediyordu hepsine, sessizce.
(Toplam kelime: 728)