İstanbul escort Eda Sultanahmet bahçesinde gölgede kalçalarını sallıyor

İstanbul Escort Eda: Sultanahmet Bahçesinde Gölgede Kalçalarını Sallıyor

Güneş, İstanbul’un tarihi dokusunu saran Sultanahmet semtinin üzerinde batarken, bahçenin eski çınar ağaçları uzun gölgeler düşürüyordu. Hava, Akdeniz’in sıcak nefesiyle doluydu; hafif bir esinti, yasemin kokularını taşıyarak yaprakları hışırdatıyordu. Bu büyüleyici ortamda, İstanbul escort Eda, gizli bir randevu için bekliyordu. Eda, şehrin en arzu edilen kadınlarından biriydi – uzun siyah saçları beline kadar inen, zeytin rengi teni güneşin altında parlayan, dolgun kalçaları ve iri göğüsleriyle erkekleri deli eden bir afet. O, sadece bir İstanbul escort değildi; o, şehvetin ta kendisiydi, her hareketiyle adamları hipnotize eden bir cazibe fırtınası.

Eda, dar kesimli bir elbise giymişti – kırmızı, ipekten yapılmış, kalçalarını saran bir kumaş parçası. Elbisenin eteği, hafifçe dalgalanarak bacaklarını ortaya çıkarıyordu. Ayakkabıları, yüksek topuklu ve siyah, onu daha da uzun ve baştan çıkarıcı kılıyordu. Bahçenin gölgeli köşesinde, eski bir taş bankın yanına yaslanmıştı. Turistler etrafta dolaşıyor, Ayasofya’nın minareleri uzaktan selam veriyordu, ama Eda’nın gözleri sadece bir adamı arıyordu: Müşterisi, zengin bir iş adamı olan Ahmet. Ahmet, İstanbul escort hizmetlerini yıllardır kullanan, gizli arzularını tatmin etmek için para harcamaktan çekinmeyen biriydi.

Gölgenin serinliğinde, Eda beklerken kalçalarını hafifçe sallamaya başladı. Bu, onun imzasıydı – yavaş, ritmik bir hareket, sanki içindeki ateşin dışa vurumu. Kalçaları, elbiseyi gererek yuvarlak hatlarını belli ediyordu; her sallanışta, kumaş tenine sürtünüyor, onu daha da tahrik ediyordu. Eda’nın zihninde, fantaziler dönüp duruyordu. Ahmet’in ellerini kalçalarında hissetmek, parmaklarının etine gömülmesini… O, profesyoneldi, ama bu işin heyecanı her seferinde damarlarında dolaşıyordu. Kalçalarını sallarken, bir elini beline koydu, diğerini saçlarına daldırdı. Rüzgar, elbisesini hafifçe kaldırdı, iç çamaşırının dantelli kenarını ortaya çıkardı. Kalbi hızlandı; etraftaki bakışları hissediyordu, ama o sadece Ahmet’i istiyordu.

Sonunda, Ahmet göründü. Uzun boylu, koyu takım elbisesi içinde, gözleri Eda’yı tarıyordu. Yaklaştığında, Eda’nın kalçaları daha da ritmik sallanmaya başladı – bir davet, bir meydan okuma. “Merhaba, yakışıklı,” diye fısıldadı Eda, sesi bal kadar tatlı ve baştan çıkarıcı. Ahmet’in gözleri, hemen kalçalarına kaydı. “Senin için buradayım, İstanbul escort Eda olarak. Bu gölgede, seni beklerken… Kendimi tutamıyorum.” Ahmet gülümsedi, elini uzattı ve Eda’nın beline sarıldı. Parmakları, kalçalarının kıvrımına indi, sıkıca kavradı. Eda inledi hafifçe, kalçalarını onun eline doğru bastırdı. Bahçenin gizliliği onları koruyor gibiydi, ama tehlike her anı daha da heyecanlı kılıyordu.

İkisi, gölgenin derinliklerine doğru yürüdüler – eski bir çitin arkasına, çimenlerin yumuşaklığına. Eda, Ahmet’i bir ağaca yasladı ve kalçalarını ona doğru sallamaya devam etti. “Beni izle,” dedi, sesi titreyerek. Elbisesini yavaşça yukarı sıyırdı, dolgun kalçalarını ortaya çıkardı. Dantelli tangası, tenine yapışmıştı; ıslaklık, arzunun kanıtıydı. Ahmet’in nefesi hızlandı, elleri kalçalarına yapıştı. “Tanrım, Eda… Sen bir İstanbul escort değil, bir tanrıçasın,” diye mırıldandı. Eda güldü, kalçalarını onun kasıklarına sürttü – sertliğini hissetti, içindeki ateş alevlendi. Ellerini Ahmet’in gömleğine daldırdı, göğsünü okşadı, tırnaklarını hafifçe geçirdi.

Ahmet, Eda’yı kendine çekti ve dudaklarını boynuna bastırdı. Isırıklar, öpücükler karışıyordu; Eda’nın kalçaları, ritmini hiç kaybetmeden sallanıyordu. “Daha fazla,” diye inledi Eda, elini Ahmet’in pantolonuna uzattı. Fermuarı indirdi, sertliğini avuçladı – sıcak, nabız gibi atan. Ahmet’in parmakları, Eda’nın tangasını kenara çekti, ıslaklığını keşfetti. Parmakları içine girdiğinde, Eda’nın kalçaları titredi, daha hızlı sallandı. Bahçenin sesleri – kuş cıvıltıları, uzak trafik – arka planda kaybolmuştu; sadece ikisinin nefesleri, inlemeleri vardı.

Eda, diz çöktü, Ahmet’in önünde. Kalçalarını arkaya doğru kaldırdı, sallanmaya devam etti – bu, onun en sevdiği pozisyondu, teslimiyet ve hakimiyetin karışımı. Ahmet, arkasından yaklaştı, kalçalarını avuçladı ve kendini ona bıraktı. Giriş anı, Eda’yı haykırtacak kadar yoğundu; kalçaları, her itişte dalgalanıyordu. “Evet, işte böyle… İstanbul escort Eda’nı al,” diye fısıldadı, sesi şehvetle boğulmuş. Ahmet’in elleri, kalçalarını tokatladı – hafifçe, acıyı zevke dönüştürerek. Eda’nın göğüsleri, elbisesinden taşmıştı; meme uçları sertleşmiş, rüzgarda ürperiyordu. Ahmet bir elini öne uzattı, onları sıktı, çekiştirdi. Eda’nın bedeni, ritme uydu – kalçaları sallanıyor, inlemeleri bahçeyi dolduruyordu.

Zaman durmuş gibiydi. Ahmet, daha derinlere girdi, Eda’nın içindeki duvarları zorladı. O, kalçalarını geriye itti, onu daha da içine aldı. Ter, tenlerini ıslatıyordu; gölgenin serinliği, ateşlerini söndürmek yerine körüklüyordu. Eda’nın eli, kendi klitorisine indi – dairesel hareketlerle kendini okşadı, orgazmın eşiğine geldi. “Geliyorum… Ahmet, seninle birlikte,” diye haykırdı. Vücudu sarsıldı, kalçaları son bir kez şiddetle sallandı. Ahmet de dayanamadı; içini doldurdu, inleyerek boşaldı. İkisi, çimenlere yığıldı – nefes nefese, tatmin olmuş.

Ama Eda için gece bitmemişti. İstanbul escort olarak, bir sonraki randevu onu bekliyordu. Kalktı, elbisesini düzeltti, kalçalarını son bir kez salladı – Ahmet’e veda olarak. “Bir dahaki sefere, daha gizli bir yerde,” diye güldü. Ahmet başını salladı, gözleri hala o dolgun kalçalarda. Eda, bahçenin gölgesinden çıkarken, şehrin ışıkları altında kayboldu. Sultanahmet, onun gibi kadınların sırrını saklıyordu – İstanbul escort Eda, kalçalarıyla fethettiği bir efsaneydi.

(Hikaye kelime sayısı: 728)

Yorum yapın