İstanbul Escort Nisa Köprü Altında Işıkta Göğüsleri Cama Yapışmış
Gece yarısını geçmişti, İstanbul’un kalabalık caddeleri yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı. Boğaziçi Köprüsü’nün altında, loş ışıkların altında park etmiş bir araba, şehrin nabzını atan bir sır gibi duruyordu. Sürücü koltuğunda oturan adam, gözlerini kocaman açmış, camdan içeri bakıyordu. Karşısında, arabanın ön camına yaslanmış, adeta bir tablo gibi duran kadın… İstanbul escort Nisa. O geceki randevusu için seçtiği elbise, daracık siyah bir mini etek ve göğüslerini saran derin dekolteli bir bluzdu. Ama şimdi, o bluzun önü açılmış, dolgun göğüsleri camın soğuk yüzeyine yapışmıştı. Işıklar, tenini ıslak bir parlaklıkla kaplıyordu, ter ve şehvetin karışımıyla.
Nisa, 28 yaşında, uzun siyah saçları beline kadar inen, yeşil gözlü bir afetdi. İstanbul escort dünyasında efsaneleşmişti; müşterileri onu sadece bedeni için değil, o vahşi, kontrol edilemez enerjisi için arardı. Bu geceki adam, zengin bir iş adamıydı – adını bile sormamıştı. Onu köprü altına getirmiş, “Burada bekle, seni izleyeceğim” demişti. Nisa gülümsedi, camdaki yansımasına bakarak. Göğüsleri, her nefesinde camı titretiyordu. Uçları sertleşmiş, soğuk camın dokunuşuyla daha da hassaslaşmıştı. Adamın eli, direksiyona sıkıca yapışmış, nefesi hızlanmıştı. “Gel buraya,” diye fısıldadı adam, sesi titreyerek.
Nisa yavaşça doğruldu, bluzunu tamamen çıkardı ve arabanın kapısını açtı. Soğuk hava tenini ürpertti, ama içindeki ateş onu yakıyordu. Adamın kucağına oturdu, eteğini yukarı sıyırarak. “Ne istiyorsun benden?” diye sordu, sesi bal gibi akıcı, dudakları adamın boynuna değerek. Adamın elleri hemen beline sarıldı, parmakları kalçalarını sıkıca kavradı. Nisa’nın iç çamaşırı yoktu – her zaman hazırdı, İstanbul escort olmanın kuralı buydu. Adamın sertliği, eteğinin altında ona baskı yapıyordu. Nisa kıpırdandı, onu hissetmek için, inleyerek.
Araba sallanmaya başladı. Köprü altındaki rüzgar, camlara vuruyor, dışarıdaki nadir geçen arabaların farları, onların siluetini aydınlatıyordu. Nisa, adamın pantolonunu açtı, elini içeri soktu. Sert, sıcak bir etle karşılaştı. “Oh, evet,” diye mırıldandı, yavaşça okşayarak. Adamın başı geriye düştü, gözleri Nisa’nın göğüslerine kitlendi. Onları avuçladı, meme uçlarını parmaklarıyla ezercesine sıktı. Nisa acı ve zevkin karışımıyla inledi, kalçalarını adamın üzerine bastırdı. “Daha sert,” dedi, sesi emreden bir tonda. Adam itaat etti, Nisa’yı kucağında kaldırıp indirmeye başladı, ritmi hızlandırarak.
Dışarıda, İstanbul’un ışıkları yanıp sönüyordu. Galata Kulesi uzaktan selam veriyordu, ama burada, köprü altında, sadece ikisi vardı. Nisa’nın saçları adamın yüzüne dökülüyordu, ter damlaları boynundan aşağı süzülüyordu. Adamın dudakları göğüslerine yapıştı, emerek, ısırarak. Nisa’nın eli, adamın saçlarını kavradı, onu daha derine bastırdı. “Evet, böyle… İstanbul escort Nisa’sın sen, unutma,” diye homurdandı adam, Nisa’nın kalçalarını tokatlayarak. Acı, zevkle karıştı; Nisa’nın bedeni titremeye başladı. İçinde büyüyen o boşluk, dolmaya başlamıştı. Adam onu daha hızlı hareket ettirdi, arabanın yayları gıcırdayarak protesto etti.
Nisa, camdan dışarı baktı bir an – köprünün demirleri, şehrin ışıkları… Bu onun dünyasıydı. Geceleri, zengin adamların arzularını tatmin etmek, bedeniyle para kazanmak. Ama bu gece farklıydı; adamın vahşiliği, onu gerçekten tahrik etmişti. Kalçalarını daireler çizerek hareket ettirdi, adamın derinliklerine indi. “Daha fazla,” diye inledi, tırnaklarını adamın omuzlarına geçirdi. Kan izleri bıraktı, ama adam bundan zevk alıyordu. “Seni parçalayacağım,” dedi adam, Nisa’yı koltuğa yatırarak. Şimdi üstteydi o, Nisa’nın bacaklarını omuzlarına aldı, sertçe girip çıkmaya başladı.
Nisa’nın inlemeleri köprü altında yankılandı. Göğüsleri, her darbede sallanıyordu, terle kaplı teni parıldıyordu. Adamın eli, klitorisine indi, ovuşturarak. Nisa’nın bedeni kasıldı, orgazmın eşiğine geldi. “Geliyorum… ah, evet!” diye haykırdı, bacakları adamın beline sarıldı. Adam da dayanamadı, son bir hamleyle boşaldı, sıcaklığı Nisa’nın içinde yayıldı. İkisi de nefes nefese kaldı, arabanın camları buğulanmıştı. Dışarıdaki ışıklar, sis gibi bir perde arkasından sızıyordu.
Ama gece bitmemişti. Nisa doğruldu, adamın boynunu öptü. “Daha mı istiyorsun?” diye sordu, gülümseyerek. Adam başını salladı, eli hâlâ Nisa’nın göğsünde. Onu arka koltuğa çekti, Nisa sırt üstü yattı. Adam diz çöktü, başını bacaklarının arasına eğdi. Dudakları, ıslaklığına değdi, diliyle keşfe çıktı. Nisa’nın eli saçlarını kavradı, kalçalarını kaldırdı. “Derine… lütfen,” diye yalvardı. Adamın dili, ritmik hareketlerle onu delirtiyordu. Nisa’nın bedeni tekrar alev aldı, parmakları koltuğu tırmalıyordu. Orgazm dalgası geldiğinde, çığlığı köprüyü titretti.
Sonra roller değişti. Nisa adamı sırt üstü yatırdı, üzerine çıktı. Bu sefer yavaş, işkence gibi. Kalçalarını sallayarak, onu kenara getirip bırakıyordu. Adam yalvarıyordu artık: “Lütfen, bitir bunu.” Nisa güldü, İstanbul escort gülümsemesiyle – o kontrolü seven kadındı. Sonunda hızlandı, ikisi de zirveye ulaştı. Ter içinde, bitkin, birbirlerine sarıldılar.
Sabahın ilk ışıkları köprüye vurduğunda, Nisa arabayı terk etti. Elbisesini düzeltti, saçlarını taradı. Adam hâlâ koltukta yatıyordu, memnuniyetle. Nisa taksiye binip eve dönerken, aynada kendine baktı. Göğüsleri hâlâ hassastı, camın izi silinmemişti. Bu geceki anı, bir sonraki randevuya kadar zihninde kalacaktı. İstanbul escort olmak buydu: Sonsuz geceler, sonsuz arzular.
Ama Nisa’nın sırrı vardı. O sadece bedeniyle değil, ruhuyla da satıyordu. Bir sonraki müşteri, belki bir otel odasında, belki Boğaz’da bir yatta onu bekliyordu. Ve her seferinde, o ateşli bakışlar, dokunuşlar, inlemeler… İstanbul’un kalbi gibi, dur durak bilmeden.
(Hikaye kelime sayısı: 728)